25 Nisan 2008 Cuma

Son izlediklerim....


The Thirtheenth Floor 1999 yapımı bir bilim-kurgu filmi. İzlenilebilecek ideal bir film. İnsanı sıkmıyor. Hatta filmin sonuna kadar merak içerisinde bekliyorsunuz. Hikaye ise kısaca; Douglas adında ki genç, bir bilgisyar şirketinde çalışmaktadır. Fakat şirket yapay bir dünya yaratan makine tasarlamıştır. 1930'ların dünyasını tasaralayan,Douglas'ında baba gibi sevdiği adam cinayete kurban gidince.Douglas işin peşini bırakmaz ve kim öldürdü derken baba gibi sevdiği adamın tasarladığı dünyada kendisine mesaj bıraktığını öğrenir.Yolculukta oraya olur tabii...Ve işin sonunda büyük bir süprizle karşılaşır ki daha ileri gidersem izlemeyenlere sonunu söylemiş olacağım :)

Imdb Notu:6,6 Benim Notum; 7,5




Green Street Holigans 2005 yapımı bizim ufaklık hobbitimizin oynadığı bir film. Elijah Wood'un canlandırdığı Matt,arkadaşının iftirası yüzünden Harvard'dan atılır. Ablasının yanına İngiltere West Ham'a taşınır. Ve burada ortam boşluğu yaşayan Matt kendini holiganlığa verir. Tabii kendi kimliğinden uzaklaşacak holiganlığın getirisinden çok götürüsü olduğu kanısına varacak. Film bir amaçta sosyal mesaj veriyor holiganlık hakkında.

Imdb notu; 7,5 Benim Notum;7,6 :)





Son zamanlarda seyrettiğim en iyi filmlerden biri Gattaca. Bilm-kurgu filmi olup aynı tür yapıdaki filmlerin aksine çok büyük bir bütçeyle çekilmemiş fakat buna rağmen insanı etkileyecek bir film. Konusu ise; Gelecekte insanlar bebeklerinin tipini,zeka düzeyini,karakterini belirleyebiliyorlardır. İşte böyle bir ortamda Vincent bu teknolojiden yoksun olarak bizim şimdiki halimiz gibi doğmuştur. Fakat ailesi vincent'a kardeş isterler ve istedikleri özellikte çocuk doğdurtturular. Ve gelecek dünyasıda süper insanlarla kaynamıştır. Özel olarak doğan çocuklar zeki olduğundan tüm özel işlere onlar atanıyor. Normal doğanlarsa genellikle ayak işlerini halleden bir düzende yaşıyorlar ki Vincent normal doğan insanlarında özel doğanlardan farklı olamayacağını kanıtlmak istemektedir... Bir nevi azim,hırs ve başarının tema edildiği bir film.Ayrıca Jude Law,Ethan Hawke ve Uma Thurman gibi sağlam bir kadroya sahip bir film. Kesinlikle izlemenizi öneririm.

İmdb Notu; 7,7 Benim notum; 9

22 Nisan 2008 Salı

Kültür Emperyalizmi

Odamın köşesine koydum.Ses sistemi şuraya,televizyon buraya,DVD oynatıcı,uydu vericisi...Laptop'uda televizyona bağlarsam...Yeni bir lap-top hiç fena olmazdı. Ve birde PS3,hatta Xbox 360....
Lost'u,Heroes'u,Prison Break'i ve onlarca diziyi artık büyük ekranda seyredebilirim.Sinema filmlerinin içinde kaybolabilirim. Yada RPG oyunlarının derinliklerine girebilirim. Ondanda sıkılırsam kütüphaneme kitap eklemek için birkaç alışveriş sitesine hücum edebilirim. Sayısız dergilerimi saymıyorum bile.
Tabii...Tüketelim.Rengarenk hayallere koşalım. Anladım ki şanslı biriyim. Eminim dünyada benim gibi şanslı binlerce insan var. Uzaklarda, birilerinin yarattığı kurgulara kapılıp giden,efsanelerin peşinde koşan,masallara inanan,batıl inançlarla ayakta durmaya çalışan binlerce insan var.
Hatta...O ırak toprakların, o milletlerin sözleriyle şekillenmiş,uzak diyarların beslediklerini sahiplenmiş ve benimsemiş olanlar...Bu "Kültür Emperyalizmi"dir. Teknoloji üreten ileri ülkeler entelektüel ögelerle bize kültürlerini aşılar ve bizi tüketüm malzemesi yaparken,zihinsel gelişimini tamamlamamış ülke yöneticileri buna razı gelir çünkü insanlar uyuşturulmalı,cahilleştirilmeli,bağnazlaştırılmalı ve zihinsel olarak hapsedilmelidir.Örneğini çok uzaklarda aramaya gerek yok. İnsanları başka dünyalara sürüklemelisiniz ki gerçek dünya hakkında düşünmesinler. Bunu Lost ile de yaparsınız Popstar ilede...
Sen....! Doğayla,kültürle,bilimle ilgilenme.Siyaseti,politikayı boşver. Bunlar ilkellik,herşeyi birbirine dolayan gereksiz icatlar... Fakat birileri karanlık odalarda; hangi bölgede kimin kazanacağını,hangi kültürlerin hangi milletlere empoze edeceğine karar verirken bize;"Bak bunlar boş işler. 24 dizisinin 6.sezonu başlamış,Seda Sayan şunla evlenmiş.Evine kapan boşver dünyayı" diyecek... YOK YA!!!
Hayal gücü,herşeyden daha önemli. Konumumuzdan daha ileri gitmek istiyorsak ileriyi düşlememiz,düşünebilmemiz lazım. Bu hayaller, kurgulanan hikayelerden, gerçekçi hikayelerden bence daha önemli tamamda bu kadarda demedik.
Yakınmayız güzel dizilerden,düşündüren,eğlendiren filmlerden,zeka işi,akıcı,sürükleyici edebi eserlerden....Bütün bunlar,sanat dalları,bilimler ve hayaller, siyasetten ve borsadan daha değerlidir. Yöneticilerin kazık atma amaçlı antlaşmalarından ve değerli paralarından daha önemlidir.
Lakin,amaç buysa, bizler bunlarla uyumamalı,uyuşmamalıyız.Zira bu bilgi ve zevk bombardımanı,hayal ve fikir doz aşımları; başkası parayı toplayıp gezegeni darmadağın ederken,doğayı katlederken,yaratmaya ve çözmeye meraklı genç zihinleri oyalıyor. Bizler televizyon ekranı karşısında yatarken,5000 yıllık insan medeniyetini,cebini doldurmak için oyuncak edenlere hizmet etmemeliyiz. Hiç kimse biz gençleri tuşlarına basılınca oy pusulalarına koşan makineler düzeyine indirgiyemez. Bunuda ancak kendimiz başarabiliriz...
Bu yüzden işte sevgili okur; Tadını çıkarın, b.kunu çıkarmayın.
NOT: Bu bir özeleştiri yazısıdır.