30 Kasım 2009 Pazartesi

Lotte!

Koskoca bir ayi sadece bir yaziyla gecistirmek olmaz. Bu yüzden yazasimda geldi. Size kaldigim evdeki köpegi anlatacagim. Buraya kadar gelmisken elin itini ne anlatiyorsun bize diyebilirsiniz ve de haklisiniz! Ama genede anlatacagim.



Köpegin adi Lotte! Buraya gelmeden önce host ailemle maillesirken ögrendim bu köpegin varligini. Önce korktum. Hayir hayir köpeklerden korkmam hatta cok severim hayalimdir köpek beslemek. Korkum köpegin su 15 cm boyunda kücük süs köpeklerinden olmasiydi. Ne oynanir, ne ele gelir, görmezsin basarsin, ezersin bir dert falan diye düsünürken fotografini gördüm. Neyse o yerden bitme köpeklerden degildi. Haski-Labrador ciftlesmesi sonucu olusan 2008 model 1.5 yasinda bir Hasrador.(Ismi ben uydurdum) Neyse sonucta geldim buraya ilk basta kapida karsiladi beni kokladi falan bir hosgeldin dermis gibi. Bende sevdim bu köpegi basta mavi gözlü siyah agirlikli siyah beyaz bir köpek. Sonra zaman gecti baktim köpek aptal! Ciddi ciddi aptal. Sonradan ögrendim ki yavruyken bulmuslar bu köpegi almislar. Yavruykende sirin tabi, evdede 3 tane kiz kucaktan kucaga köpege bebek muamelesi yaparak köpekligini yasattirmamislar ki hala öyle. Yani köpek köpekligini yasayamiyor. Koku alma diye bir olayi yok. Bildigimiz köpegin burnu keskin olur. Bazen yemek yaparken yere et falan düsüyor köpekte yanimda, gösteriyorum eti, bulamiyor o eti. Ayagimin arkasini kokluyor önünü kokluyor solunu kokluyor, ayagimin sagindaki eti bulamiyor.

Her gün evin annesi ile yürüyüse cikiyor. Bazen bende katiliyorum. Köpek gözü fildir fildir dönüyor. Hani öyle bir kuvvetle atiliyor ki sirf kas yapmak icin o köpegi gezdirmek yeterli. Bu arada burada cok fazla tavsan ve sincap var parklarda, yesil alanlarda, köpegin hedefi onlar.
Bir gün Hollanda'dayken. Köpegin ipi koptu. Aksam 21.30 da cikmistik yürüyüse. Hava soguktuda biz bir 20 dk yürüyelim diye cikmistik. Lotte'nin ipi koptu. Etrafta tavsan dolu sonra....
Bir dakika ya bunu anlatmamam lazimdi bir baska yazida anlatacaktim bu olayi. Neyse baslamisken bitirmeyelim o yaziyi yazarken kopyala-yapistir yapip devam ederim.

Anladiginiz gibi yada anlattigim gibi köpek cok simarik. Evde de benden rahat hayvan. Sürekli seviliyor. Bazen oyun oynamak istiyor kimse oynamayincada resmen suratina küfreder gibi havliyor. Bazen yemek yaparken burnunu sokuyor yemege. Simdi ben babadan görme köydede köpeklerle yasamis adam olaraktan böyle istenmeyen bir sey yapti mi köpek, geciririm bir tekme bir dahada yapamaz. Ama burada yok! Köpege gecirsem zaten evden atarlar beni direk. Köpege yapilan en sert davranis sadece sinirli bakarak NEIN demek. Köpekte anlamiyor havlamaya devam ediyor. Bu da beni bazen deli etsede takmamaya calisiyorum.

Evin annesinin bir isi vardi köpekte yürüyüse cikmamisti. Dedim siz gidebilirsiniz ben köpekle yürüyebilirim. Tamam dedi. Ilk defa Lotte ile yalniz yürüyecektim. Taktim tasmasini basladik yürümeye. Baktim kosuyor ileri atiliyor bende atildim. Baktim kosuyor bende kostum onla. Sonucta kendide bende oldukca yorulduk. Ama eglenceli geldi. Saat 21 sporu oldu. Her gün yapmaya gelemem ama arada böyle Lotte ile aksam yürüyüsleri eglenceli olur gibime geliyor. Simdi Lotte yorgunluktan baygin bir sekilde yerde ayagimin dibinde yatiyor. Bense ayni sebepten kamburum cikmis bir vaziyette bu yaziyi yaziyorum. Sizde nasil bir sekilde okuyorsaniz okuyorsunuz iste. Kalin saglicakla!

1 Kasım 2009 Pazar

Hmm..Yazi iste!

1.5 ay olmus buraya geleli...
Daha gecen gün yasamis gibi hatirliyorum ailemle vedalastigimi, Frankfurt'a inisimi...
Daha dün gibiydi Öss sinavina girisim...
Gecen aydi sanki OKS'ye girmistim....
asfsjkdlgjhdsagahgahdgjkghskghfdasafdjhlkgulfvbn
Evet biraz daha gidersem dogdugum anida hatirlayacagim ve zaman üzerine derin anlamli cümleler kuracagim. Fakat sarmaz bu tür yazilar beni. Neyse efendim üstteki bi cümleyi geri kullanayim yazima baslayayim.

1.5 ay olmus buraya geleli...
Evet sasirdim 300 günlük maceramin 50. günündeyim.
Soruyorum kendime iyi degerlendiriyorum mu günlerimi?
Cevap hayir.
Neden hayir?
Keine Ahnung! (Bir fikrim yok.)

Birinci mesele dil.Gelmeden keske kursa gitseymisim demeden edemiyorum. Üstüne üstlük buradada kursa gitmiyorum. Fakat genede kursa gidenlerden biraz daha iyi durumda Almanca'm. Sagolsun bu konuda ailem cok yardimci oluyor.

Ikinci mesele arkadas, dil olmayinca arkadasta olmuyor takilacak. Türkler cok fakat zaten geldigim yerde 70 milyon var. Bununda üstüne ilk basta 10. sinif olusum coluk cocukla okuyusumu ekleyin. Gerci simdi 11. sinifim cok mu büyüdü bu Almanlar? Evet inanilmaz ama fark cok bariz en azindan benim okulumda. Simdi yavas yavas cevre ediniyorum.

Bu aralar boslamisim biraz blogumu asil sebep üsengeclik. Yazacagim diye oturuyorum bilgisayar basina fakat tüm istegim sönüyor. Oysa yazacak baya yer gezdim sayilir. Icimden gelince yazarim. Kim bilir belki 5 sene sonra yazarim. Simdi aklimda bir konu olmadan oturdum yaziyorum bu yaziyi. Bir basladim mi gidiyor alakali,alakasiz...

Ilginc bir sey anlatacagim simdi. Buraya bilgisayarsiz geldim.
Cok pismanim. bu yüzden host kiz kardesimin odasindaki bilgisayari kullaniyorum. Oda cok daginik. Kizin ic camasirlari yerlerde böyle. Maalesef kiz güzel degil ve tipim degil ve sisman. Ama bir erkek arkadasi var. Neyse bu erkek arkadas bazen bizde kaliyor. Kaldigi bir gün su icmek icin asagi indim. Geceyarisi idi. Mutfaga bir girdim. Kizin erkek arkadasi sadece boxer giymis halde kahve hazirliyor. Ilk saskinligi atlatamadim. Selam dedi bana, bende selam dedimde biraz saskinlik vardi tabi en sonunda güzel boxer deyip yukari ciktim. Tabii suyumu icmeyi unutmadim. Cok rahat millet bu Almanlar.

Bu arada üstteki paragrafa bilgisayarsiz geldigimi söyleyerek baslamam ve hic alakasiz bir olayla kapatmam gelisigüzel yazdigimin bir kaniti olmali.

Neyse biraz sacma bir yazi yazdim farkindayim. Neden sacma oldugunu bildigim halde yazmaya devam ediyorum farkinda degilim. Yazimi sona erdirmem gerektigininde farkindayim.